Genel Bilgiler

Efendimiz (sav)’in Gençlere Verdiği Önem

efendimizin-genclere-verdigi-onem

Her toplum, kendi geleceğini garanti altına alacak, kendi değerlerini yükseltip, geliştirecek fertler yetiştirmeyi hedef edinir. Yarının yöneticileri olacak bugünün gençleri  ruh ve bedence sağlıklı, güçlü ve dinamik bir kişilik geliştirdikleri ölçüde, toplum da güç ve kuvvet kazanacaktır. Ayrıca, gençlerin eğitimine ve öğretimine çağın gelişen şartlarını da göz önünde bulundurarak önem veren milletler, daima yükselmişler ve dünyada söz sahibi olmuşlardır.

Peygamber Efendimiz (sav) Medine’ye hicret ettiğinde en önemli amaçlarından biri cahiliye devrinden kalma herşeyip feshedip, yeni bir toplum oluşturmaktı. Bu yeni toplumun oluşumunda şüphesiz ki en önemli konularından biri gelecekte İslam sancağını taşıyacak gençlerin eğitimleri idi. Eğitimci, olgun ve örnek insan olarak, O’nun gençlere yaklaşımını, onlarla olan ilişkilerini doğru bir şekilde öğrenip, bunların gerisinde yatan davranış prensiplerini kavradığımız ölçüde, hiç şüphesiz kendi gençlerimize bunları yansıtma imkânı bulmamız kaçınılmaz olacaktır.

kuran-nefestir

Peygamber Efendimiz (sav) gençlere özel ilgi göstermiş ve onları sürekli her konuda teşvik etmiştir. O dönemde görev ve sorumluluklarının bilincinde olan kumandanlar, âlimler ve hakimler yetişmişse, bu ancak Hz. Peygamber (sav)’in yardımı, ilgisi ve teşviki sayesinde olmuştur. Bu bağlamda özellikle Peygamber Efendimiz (sav)’in gençlere verdiği sorumluluklara değinmek istiyorum. Gelin genç bir sahabe efendimize verilen görevlere ve onun bunlara karşı verdiği reaksiyonu ele alalım…

Bir insan düşünün daha çocuk denilecek yaşta iken peygamber efendimiz (sav) huzuruna çıkarılıyor. Zekası ve himmeti ile Resulullah’ın (sav) dikkatini çekiyor. Efendimiz (sav) ondan bir ricada bulunuyor.

‘’Şu yahudilere güvenemiyorum. Onların dili olan İbranice’yi öğrensen!’’

‘’Peki ya Resulallah!’’ dedi ve gitti. Peygamberimizin güvenli bir tercümana ihtiyacı olduğu için çalıştı didindi. Daha önce anadili olan Arapça’dan başka hiçbir dil bilmeyen genç, üç hafta sonra geldi ve ‘’Hazırım Ya Resulallah’’ dediği zaman daha on altısını bitirmemişti. Efendimiz (sav) onun bu gayretini çok beğendi.

‘’Süryanice’de öğrensen!’’ dedi ona.

Gitti ve daha bir ay dolmadan yine ‘’Hazırım Ya Resullallah’’ dedi. Gerçekten de hazırdı. Üç aydan daha az bir zamanda iki yabancı dil öğrenip, peygamberine tercüman olmaya hazır hale gelmişti.

Yine birgün huzura çağrıldı. Yazısı denendi. İyi yazdığı anlaşıldı. Kıyamete kadar milyarlarca müslümanın dinleyip okuyacağı Kur’an ayetlerini, Cebrail (as)’dan ve Resulullah (sav)’den sonra ilk duyan, ezberleyen ve yazan vahiy katibi olduğunda yaşı daha yirmiyi bulmamıştı.

İyi derecede matematik bilgisi vardı. Bu nedenle miras ile ilgili meselelerde bir numara oldu. Miras ilmini en iyi bilen olduğuna Resulullah (sav) şahitlik etti.

Peygamber Efendimiz (sav) vefat ettikten sonra, Müslümanların Halifesi olan Hz. Ebubekir’in Kur’an-i Kerim’i kitap haline getirme kararı aldı. Halifenin verdiği emre itiraz etmedi. Kendine bir komisyon kurdu. Çalışmalara başladı. Daha yirmi üç yaşını bitirmeden şimdiki hali Kur’an’ı mushaf haline o getirdi.

Hz. Ömer’in halifeliği zamanında haccedeceğinde onu Medine’ye bıraktığında daha yirmi beş yaşında idi.

Yetim bir çocuk olarak huzura getirilen on bir yaşında el uzatıp biat ederek huzurdan çıkıp Müslüman olan bu ilim okyanusunu hepiniz merak ediyorsunuz tabi. Bu genç, Hazrec’ten bir delikanlı olan Zeyt Bin Sabit (r.a)’dan başkası değildir.

Allah ondan razı olsun. Gençliğin adını koydu. İçimizdeki gücü ve o gücü nasıl kullanacağımızı bize gösterdi.

Sadece misal vermek için kısaca satırlara sığdırmaya çalıştığım Zeyt Bin Sabit (r.a) gibi onlarca genç sahabe Peygamber efendimiz (sav)’in teşviki ve imkan tanıması ile bu dine verilen hizmetleri saymakla bitmez. Kimisi ordu komutanı oldu zaferler hediye etti. Kimisi öğretmen oldu hicrete imkan tanıdı, kimisi herkesin korktuğu zamanda Kâbe’nin hemen yanıbaşındaki evini İslam davetine açtı, kimisi fitne ve fesatın en yoğun olduğu dönemde ümmetini bir ve beraber olması için fedakarlık gösterdi. Ve Daha niceleri…

Ve sen ey genç kardeşim! Ümmetini aile, hizmetini cihad olarak bilen, umut yüklü, heyecanlı, sabırlı, basiretli, Müslüman genç!

Bizler yıllardır sömürülen Müslümanlar’ın umuduyuz. Bizler, Peygamber Efendimiz (sav)’e yakışan ümmet olmalıyız. Bizlere yakışan beklenen umutların yeşermesini sağlamaktır. Hedefleri daima daha yüksek yerlere çekmektir.

Gayret bizim, zafer Allah’ındır!

 

Muhlis AKKOCA
(Halaskar Dergisi Mart Sayısı)

 

Kaynak;
Arş’ın Gölgesindeki Genç – Nureddin Yıldız
sorularlaislamiyet.com

Yorum Yap

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler

To Top