Genel Bilgiler

Müslüman Ümitsiz Olamaz

umutsuzluk

Altı asır boyunca tüm Müslümanlar’a bir kalkan vazifesi gören Osmanlı Devleti’nde batılıların hain planları doğrultusunda 19. yüzyıldan itibaren tasfiye süreçleri başlamıştır. Müslüman ülkeler küçük parçalara bölünmüş, aralarındaki birlik ve beraberlik bağları tamamen koparılmış, tüm doğal zenginlikler sömürülmeye başlanmış, İslamiyet’in siyasi ve dini liderlik makamı Hilafet kaldırılmıştır. Ülkelerin sınırları cetvellerle çizilmiş ve haçlı ülkeler bölgelere hakim olmuşlardır. Günümüz Dünya’sında da halen bu bölünme devam etmektedir. İşin en kötü yanı ise Müslüman ülkeler belki de tarihte hiç olmadığı kadar savaş, terör, siyasi istikrarsızlık, ekonomik sıkıntılarla yüzleşmektedir. Bunlardan en can alıcı örnek ise birçoğumuzun bildiği 17 Aralık 2010’da Tunus’ta başlayan Arap Baharı adı verilen olaylardır. Suriye, Tunus, Mısır, Libya, Bahreyn, Ürdün, Yemen gibi ülkelerde bu olaylar büyük etki göstermiştir. Ve 6 yıl geçmesine rağmen bu ülkelere hala ”Bahar” gelmemiştir. Batı Dünya’sı bu olaylardaki etkisini her zaman olduğu gibi göstermiş, bazı siyasetçileri halka ‘’kurtarıcı’’ olarak bırakıp bölgelerdeki kontrollerini daha da sağlamlaştırmışlardır. Tabii Müslümanlar’a da koşulsuz itaat zorunluluğu  ve ucuz kahramanlık öyküleri kalmıştır. Bu devran böyle devam eder mi peki ? Asla! Üstad Hasan El-Benna’nın harika bir tespiti vardır; Hiç ümitsizliğe düşmeyiniz. Zira ümitsizlik Müslüman’ın ahlakı değildir. Bugünün hakikatleri dünün hayallariydi. Bugünün hayalleri de yarının hakikatleri olacaktır. Henüz vakit bitmiş değildir, fırsatlar zayi olmamıştır. Her ne kadar fitne ve fesat yayılmış olsa da milletin kalbinden iman duygusunu sökememişlerdir. Zayıf, hayatı boyunca zayıf kalmayacaktır. Kuvvetli, ebediyen gücüyle hakim olamayacaktır. islamiyet Bugün Müslümanlar ülkeler ve insanlar kötü şartlarda olabilir. Savaş, terör, açlık ile boğuşuyor olabilir. Fakat bu sürekli böyle devam etmeyecektir. Şuan bu tür olaylar bizim için imtihan vesilesi olduğunu unutmamamız gerekir. Müslüman hiçbir zaman ümitsizliğe düşemez. Çünkü o Allah’a  tevekkül etmiş ve O’na kayıtsız ve şartsız teslim olmuştur.Ümitsizlik şeytanın tuzaklarından biridir. Ümitsizliğe düşen şeytanın tuzağına düşmüş demektir. Şeytan ise insanın en büyük düşmanıdır. Yusuf Suresi’nin 87. Ayetinde Kerim kitabımızda bizlere; Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” Ayetini duyduktan sonra nasıl karamsar olabiliriz? Ümit etmek Kuran’da müminlerin önemli bir vasfı olarak belirtilmiştir. Ümitvar olmak aynı zamanda kişinin imanının da bir göstergesidir. İnsan imanı ölçüsünde Allah’tan umut eder, O’nun rahmetine ve sonsuz nimetlerine kavuşmak için büyük bir özlem duyar. Çünkü Allah iman edenlere hem bu dünyada hem de ahirette çok büyük güzellikler vadetmiştir. Kişi de Allah”a olan güveni, yakınlığı, teslimiyeti ve samimiyeti derecesinde bu nimetlere kavuşmayı ümit eder. Her olayın yalnızca Allah’ın dilemesi ile gerçekleştiğini bildiği için hiçbir konuda üzüntüye, karamsarlığa ve ümitsizliğe düşmez. Allah’ın müminlerin dualarına icabet ettiğini bildiği için, en kötü görünen bir olayın bile, dünyada yaratılan imtihanın bir parçası olduğundan ve eninde sonunda müminler için mutlaka hayra dönüşeceğinden kuşku duymaz. ummetin-birligi “Hasbünallahü ve ni’mel vekil” Başımıza gelecek her türlü belâ ve musibete karşı Allah bize yeter. O, ne güzel dost ve ne güzel bir vekildir.” demek olan bu ayet, aslında mü’minin nasıl İlahi bir güvenceye sahip olduğunu da ifade eder.

Başarmak İçin Çabalamalıyız

Herşeyi oluruna bırakıp, köşesine çekilmek ve sessiz sedasız olanları kabul etme özelliği bir Müslüman’a da yakışan bir vasıf değildir. Olan tüm olayları sorgulamalı ve Resulullah’ın bize öğrettiği çerçevede değerlendirmeliyiz. Ona göre gerekirse destek vermeli veya karşısında durmalıyız. İslam dini, her insanın kendi ülkesi ve tüm Ümmet-i Muhammed için çalışmasını hizmet etmek için her türlü fedakarlığı, milletin hayrına, gücünün yettiği her şeyi yapmasını kesin şekilde farz kılmıştır. Her Müslüman, içinde bulunduğu memleketin açık gediklerini kapatmak ve doğduğu vatana hizmet etmekle mükelleftir. Müslüman, vatandaşlarına faydalı olmak mecburiyetindedir. Zira bu, Rabbü’l Alemin’in emridir. Ey kardeşler! Söz adamı olmaktan ziyade iş adamı olalım. Yalnız bulunla da kalmayıp cihad adamı olalım. Güçlerimizin ve yeteneklerimizin farkında olalım. Unutmayın ! Resulullah (sav) bir hadisi şeriflerinde bizlere ‘’Kuvvetli Mü’min zayıf Mü’minden daha hayırlıdır. Allah katında daha sevimlidir.’’ buyurmuştur. Allah Resulu’nün bizlere gösterdiği bedensel ve zihinsel güçlerimizi arttırmaya çalışalım. Bu bilinçte olursak inşaallah Allah’ın bize yardımı yakındır. Selametle…   MUHLİS AKKOCA (Halâskâr Dergisi Ekim Sayısı)   Kaynakça; Hasan El Benna – Müslüman Kardeşler Teşkilatı (Syf 54,65,75,94) www.tarihiolaylar.com blog.milliyet.com.tr/acilar-ulkelerinin-insanlari www.mumsema.org Müslim, Kader, 34; İbn Mace, Zühd, 4168

Yorum Yap

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler

To Top