Kudüs

Ümmetin Kanayan Yarası ‘’Kudüs’’

ummetin-kanayan-yarasi-kudus

Yahudi TeodorHerzl’in 1897 yılında İsviçre’nin Basel şehrinde toplandığı Dünya Siyonistler Kongresi’nde Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulması için tarihe ‘’Siyon Protokolleri’’ diye geçen kararlar alındı. Sultan Abdulhamid, Basel’deki bu kongreyi yakından takip etmiş ve Siyonistlerin emellerinden anında haberdar olmuştur. Herzl, bizzat Sultan Abdulhamid’e elçi göndererek Filistin’de Yahudi toprak verilmesi karşılığı çok cazip para tekliflerinde bulunmuştur. Ancak Sultan Abdulhamid bu küstah Yahudi’yi huzurundan kovarak birçoğumuzun da bildiği şu meşhur cümleleri kurmuştur:

‘’…Milletim bu devleti kanlarını dökerek kazanmıştır ve yine kanlarıyla mahsuldar kılmıştır. Benim Suriye ve Filistin alaylarının efradı birer birer Plevne’de şehit düşmüşlerdir. Bir tanesi dahi geri dönmemek üzere hepsi muharebe meydanında kalmışlardır. Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına müsaade etmem!’’

Siyonistler II.Adbulhamid Han’dan bu tokat gibi cevabı alınca, İttihatçı cuntaları harekete geçirip, Sultan Abdülhamid’i 1909 yılında tahttan indirttiler. Osmanlı’yı tasfiye sürecini tamamlamak için de 1. Dünya Savaşı’na soktular. Neticede olan oldu ve altı asır boyunca İslam Dünyası için bir kalkan vazifesi gören, dört asır boyunca da bu kutsal beldelere hizmet eden Osmanlı birerbirer tarihe karışmaya başladı.

osmanli-kudus-savasi(Foto: Kudüs Savaşında Osmanlı Alay Sancağı)

1917 Ekim’inde General Allenby komutasındaki 130.000 kişilik işgalci İngiliz Ordusu Gazze’yi kuşattığında Kudüs’ün akıbeti de belli olmaya başlamıştı. Alman subaylarının da yer aldığı Türk Ordusunun hali içler acısıydı. Siperdeki askerin üzerinde neredeyse üniforma bile yoktu. Cephaneleri tükenmişti, kumanyaları yoktu ve cephede yarı aç yarı tok savaşmak zorundaydılar. Bu durumdaki kahraman Osmanlı askerleri kuşatmaya ancak üç ay direnebildi ve sonunda İngiliz 20. Kolordusu karşısında çekilmek zorunda kaldı.

General Allenby anılarında bu tabloyu şöyle çiziyor:

“Türkler ürküten, delice bir mücadele gücüne sahip. Savaş kabiliyetlerini tamamen yitirdiler ama hala çarpışmaya devam ediyorlar. Bir avuç Türk’ün siperlerde mahpus olduklarını bile bile ateşi kesmemeleri ve mücadele etmeleri yüzünden zaman kaybediyoruz.”

İngiliz birlikleri 16 Kasım’da Kudüs’ün liman şehri Yafa’ya çıktılar. Osmanlı askerleri burada da üç hafta boyunca göğüs göğüse çarpışmış ve kahramanca direnmiştir.

Sadece Kudüs savunmasında 30.000’e yakın vatan evladı şehit düşmüştür. Osmanlı Ordusu’nun Zeytin Dağı eteklerinde haftalarca süren savunmasından sonra daha fazla dayanamamıştır ve Kudüs ne yazık ki İngilizler tarafından ele geçirilmiştir. 9 Aralık 1917’de Osmanlı Askerleri Kudüs’ü ağlayarak terketmeye başlamışlardır.

kuduste-osmanli-askerleri(Foto: Kudüs’te Osmanlı Askerleri Denetlemede)

Siyonistlerin planlarının teker teker tutmasıyla çok değil yaklaşık 31 sene sonra 14 Mayıs 1948 tarihinde İngilizler Kudüs şehrinden çıkarak, bölgede İsrail işgalci devleti kurdular ve o tarihte Arap İsrail çatışmaları başladıysa da artık ne fayda. Filistin’in 5’te 4’ünü çoktan işgal etmişlerdi bile. Kudüs şehri aynı zamanda o tarihte ikiye ayrılmıştır. Batı Kudüs İsrail işgali altında, Doğu Kudüs Ürdün kontrolünde Müslüman Arapların elinde kalmıştır. 1967 savaşının 7.Gününde İsrail Kudüs’ün eski şehrini de tamamen işgal etmiştir ve bu işgal günümüze kadar hala devam etmektedir. Ne acı ki Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa İsrail tarafından yönetilmektedir. Aynı zamanda İsrail’in Kudüs’ü Yahudileştirmeye yönelik çalışmaları da devam etmektedir. Arap Müslümanları şehirden çıkarmak için planlar kurup, Siyasi ve Demografiyi değiştirme çalışmaları hızla sürmektedir. Kudüs Şehri Adaletin ve Hukukun var olduğu bir ortamı aramaktadır ve bu ortama kavuşmak için gelecek günü özlemle beklemektedir.

Ne Yapmalı?

Öncelikle Müslüman nesillerin zihinlerine Kudüs davasının bir dini dava olduğu anlayışını yerleştirmek gerekiyor. Bu topraklar İslami mukaddesatın bulunduğu topraklardır. Resûlullah (sav)’in İsra ve Miraç hadisesi ve Müslümanların ilk kıblesi olması dolayısıyla Mescid-i Haram’la arasında gök ve yer durdukça kopmayacak olan bir bağ olan Mescid-i Aksa ‘ya sahip çıkmamız gerekmektedir.

Siyonistler, Yahudileri Kudüs topraklarına toplayabilmek için Tevrat’tan çıkardıkları birtakım uyduruk hikayeleri sonuna kadar değerlendirmeye çalışıyorlar. Oysa Müslümanların vahyedildiği gibi muhafaza edilen Kur’an-i Kerim’deki ilkelere yapışmakta ve bu ilkelerin ışığında Kudüs üzerindeki haklarına sahip çıkmakta çok daha kararlı olmaları gerekmektedir.

Yahudiler bu topraklara Hz. Musa zamanında sahip çıkmayıp, ‘’Git, sen ve Rabbin savaşın…’’ demişler ve bu kutsal mekanları korumaya yanaşmamışlardır. Bu tutumları sonucunda da kutsal topraklar ellerinden alınmıştır. Hatta onlar bu yerleri koruma fırsatı ellerine birkaç kez geçmesine rağmen aynı isyan, korkaklık ve nankörlük gösterdikleri için Mescid ve çevresi hakkında hiçbir sahiplik iddiasında bulunmaları saçmalıktan başka bir şey değildir.

Kudüs ve Filistin davası sadece Filistinlilerin veya Arapların değil, bütün Müslümanların davasıdır. Nitekim Selahaddin Eyyubi, Kudüs’ü bu inanç ve şuurla haçlılardan kurtarmıştır. Onun Haçlı işgalini içine sindirememesi ve o kutsal mekanlar için uykularının kaçması bir Filistinli yada Arap olmasından değil, Müslüman olmasından kaynaklanmıştır.

Bugün o kutsal topraklarda ancak bir avuç insan bağımsızlık mücadelesi vermektedir. Ne yazık ki başka yerlerde yaşayan biz Müslümanlar onların mücadelelerine sahiplenmekten bile çekinir hale gelmiş durumdayız. ‘’Ben Müslüman’ım’’ diyen herkesin o kutsal mekanların bağımsızlığı için sürdürülen mücadelelere destek vermesi gerekmektedir.

Artık bu işgale ‘’hayır’’ demenin, bütün İslam Dünyası olarak sesimizi yükseltmenin, tüm cihana bu işgale son verilmesi yönündeki mesajların verilmesinin, Kudüs’ün özgürlüğüne kavuşturulmasının ve bu yolda her Müslümanın aktif olarak rol almasının tam zamanıdır. Yeter ki Salih niyetler ile bu yola koyulalım ki Allah’ın yardımı bize yakın olsun.

Selametle.

Muhlis AKKOCA

 

Yararlanılan Kaynaklar;
Büyük Doğu Dergisi – 8 Eylül 1950 – Sayı: 25
Filistin İslami Direniş Hareketi Hamas – Dr. Abdullah Azzam
Prof. Dr. Ahmet Ağırakça / İHH Akademi
mirasimiz.org.tr
timeturk.com

Halâskâr Dergisi tüm sayılarını okumak için tıklayın.

Yorum Yap

Yanıtla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler

To Top